Her bel ağrısı, bel fıtığı değildir. - Op. Dr. Hüseyin CANAZ

12.03.2020

HER BEL AĞRISI, BEL FITIĞI DEĞİLDİR.

her-bel-agrisi-bel-fitigi-degildir

Konumuz internette ulusal ve yerel pek çok haber sitesinde yer aldı.

CNNTürk sitesinde yayınlanan haber için tıklayın.

İHA'da yayınlanan haber için tıklayın.

Türkiye Gazetesi'ndeki ilgili haber için tıklayın.


Bel, boyun ve sırt ağrıları en sık doktora başvuru nedenleri arasındadır. Kronik omurga ağrıları ve altta yatan patolojiler dünya genelinde yaygın olarak iş gücü kaybı, iş değiştirme ve malulen emekliliğe neden olmaktadır.

Kişide çeşitli nedenlerle kronik bel ağrısı ortaya çıkabilmektedir. Bel fıtığı toplumda en fazla bilinen ve korkulan bel ağrısı nedeni olmakla birlikte altta yatan patolojilerden yalnızca biridir. Diğer nedenler arasında fibromiyalji, romatizmal hastalıklar, skolyoz ve diğer şekil bozuklukları, faset eklem bozuklukları, omurgadaki yaşa bağlı dejeneratif değişiklikler, osteoporotik çökme kırıkları sayılabilir.

Günümüzde bel, boyun ve sırt ağrılarının tedavisinde amaç anatomik bütünlüğü ve hareket kabiliyetini koruyarak ağrıyı azaltmak, hastanın günlük hayatına en kısa sürede dönmesini sağlamaktır.

Başlıca tedavi yöntemleri:

-       Fizik tedavi ve rehabilitasyon

-       Analjezik, antienflamatuar, kas gevşetici ilaç tedavileri

-       Minimal invaziv (Küçük kesili) girişimler (faset eklem blokajı, faset eklem radyofrekans ablasyonu, epidural enjeksiyon, nükleoplasti)

-       Vertebroplasti

-       Bel fıtığı ve boyun fıtığı ameliyatlarıdır.

Bel Ağrılarının Tedavisinde Ameliyatsız Minimal İnvaziv Yöntemler Kullanılabiliyor.

Minimal invaziv girişimler günümüzde Avrupa ve Kuzey Amerika’da, omurilik ve bacaklara giden sinir köklerinde ileri düzeyde basısı olmayan, bel veya boyun fıtığı ameliyatı olması gerekmeyen hastalar için artan sıklıkta kullanılmaktadır.

Minimal invaziv girişimlerin yararları arasında omurga ve omurga etrafındaki kas yapılarının anatomik bütünlüğünün bozulmaması, işlem sonrası istirahat döneminin çok kısa olması, uzun süreli ilaç kullanımının azalması, fizik tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacının azalması, hastanın kısa sürede işine, günlük ve sosyal hayatına dönebilmesi sayılabilir. Minimal invaziv girişimlerin riskleri ve komplikasyon oranları cerrahi tedavilere göre çok düşük olmakla birlikte, tamamen risksiz yöntemler değildirler. Enfeksiyon, sinir hasarı, kanama görülebilecek başlıca problemler olup, bunlardan sakınabilmek için, bu konuda tecrübeli beyin ve sinir cerrahları veya algologlar tarafından, yeterli donanıma sahip merkezlerde uygulanmaları gerekmektedir.

bel-agrisi

Ameliyatsız Gerçekleştirilen Minimal İnvaziv Tedavi Yöntemleri

Faset Eklem Enjeksiyonu (Blokajı):

Komşu omurların her iki arka yanında bulunan ve omurgaya hareket özelliğini kazandıran eklemlere faset eklemler denir. Artroz, iltihaplanma, travma veya ağır bedensel aktivite sonucunda bu eklemlerin yapısı bozulabilir ve buna bağlı kronik ağrılar meydana gelebilir. Belin arkaya, sağa, sola eğilmesi veya dönmesi hareketlerinin ağrılı olması ile seyreden tablo faset sendromu olarak isimlendirilmektedir. Hastalarda uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkarken veya yatakta dönerken bel ağrısı olması bu sendrom için tipiktir.

Enjeksiyon sırasında faset eklemdeki ağrı duyusunu algılayan medial sinir etrafına steroid ve lokal analjezikten oluşan bir karışım enjekte edilir.

Girişim sonrasında 2 – 6 ay arasında değişen sürelerde ağrının anlamlı derecede azaldığı görülmektedir.

Aktif sistemik enfeksiyonu olan, enjeksiyon bölgesinde lokal enfeksiyonu olan, gebelik veya gebelik şüphesi olan, kanama bozukluğu olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara faset enjeksiyonu uygulanmamaktadır.

Faset eklem enjeksiyonu yan etkileri ve riskleri düşük bir uygulamadır. Bununla birlikte sinir zedelenmesi, hematom gelişmesi, enfeksiyon gelişmesi riskleri mevcuttur. Ayrıca enjekte edilen steroidin sistemik etkilerine bağlı olarak vücutta su tutulması, diabetik hastalarda kan şekeri regülasyonunda bozulmalar geçici süre ile görülebilmektedir.

Faset Eklem Radyofrekans Ablasyonu:

Faset eklemlerin yapısının bozulduğu ve buna bağlı kronik ağrıları olan hastalarda, faset eklemin duyusundan sorumlu olan medial sinir uçlarının radyofrekans kullanılarak yakılması işlemidir. İşlem sonrasında hastanın ağrıları hemen azalmaya başlamakla birlikte optimum etkinin görülmesi 1-2 haftayı alabilir.  Yarar gören hastalarda işlemin etkisi ortalama 8-12 ay devam etmektedir.

Aktif sistemik enfeksiyonu olan, enjeksiyon bölgesinde lokal enfeksiyonu olan, gebelik veya gebelik şüphesi olan, kanama bozukluğu olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara faset eklem radyofrekans ablasyonu uygulanmamaktadır.

Bu işlemin yan etki görülme sıklığı ve risk oranları oldukça düşüktür. Nadiren görülebilen yan etkileri girişi bölgesinde yanma, hipersensitivite veya hissizlik olmasıdır. Bunlar geçici etkiler olup genelde 2-3 gün içerisinde geçmektedir. Ayrıca enfeksiyon, kanama ve sinir hasarı olası riskler arasında sayılabilir.


Nükleoplasti:

Disk protrüzyonuna (bel fıtığı başlangıcı) bağlı uzun süredir bel ağrısı şikayeti olan hastalarda radyofrekans ablasyon yöntemi kullanılarak fıtıklaşmaya başlayan disk materyalinin küçültülmesi işlemidir. 6 hafta ve üzerinde, medikal tedaviye yanıt vermeyen ağrısı olan ve MR görüntülemelerinde omurilik kanalının %33’ünden daha küçük seviyelerde bel fıtığı başlangıcı olan hastaların tedavisinde kullanılabilir.

Nükleoplasti işlemi sonrası başarı oranları değişik serilerde %50-80 arasında değişmektedir.

Nükleoplasti yöntemi bel fıtığı ameliyatı için bir alternatif değildir. Ekstrüde ve sekestre fıtıklar, omurilik kanalının %33’ünü geçen fıtıklaşmalar, disk yüksekliğinin %50’sinden fazlasının kaybı, spinal kanal darlığı, bel kemiklerinde kayma (spondilolistezis) gibi omurga patolojileri nükleoplasti işlemi için kontrendikasyon teşkil etmektedir. Ayrıca hastada sistemik enfeksiyon varlığı ve kanın pıhtılaşmasını etkileyen durumlarda yapılmamalıdır.

Nükleoplasti işleminin başlıca riskleri enfeksiyon, kanama ve sinir hasarıdır.


Epidural Steroid Enjeksiyonu

Epidural aralığa (omurilik zarının dış kısmına) bir iğne ile ulaşılarak, steroid ve lokal analjezi enjekte edilmesi işlemidir. Disk fıtıklaşması, omurga kanal daralması veya bel kemiklerinde kayma olan hastalarda sinir köklerindeki inflamasyon ve ödemi azaltarak ağrının giderilmesi hedeflenmektedir. Epidural steroid enjeksiyonu yukarıda belirtilen patolojilerin tedavisine yönelik bir girişim olmayıp sadece ağrı kontrolü amacıyla uygulanan bir yöntemdir.

Aktif sistemik enfeksiyonu olan, enjeksiyon bölgesinde lokal enfeksiyonu olan, gebelik veya gebelik şüphesi olan, kanama bozukluğu olan veya kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara epidural steroid enjeksiyonu uygulanmamaktadır.

Yan etkileri ve riskleri düşük bir uygulama olmakla birlikte sinir zedelenmesi, hematom gelişmesi, enfeksiyon gelişmesi, beyin omurilik fistülüne bağlı intrakranyal hipotansiyon gelişmesi riskleri mevcuttur. Ayrıca enjekte edilen steroidin sistemik etkilerine bağlı olarak vücutta su tutulması, diabetik hastalarda kan şekeri regülasyonunda bozulmalar geçici süre ile görülebilmektedir.

Op. Dr. Hüseyin Canaz
Beyin ve Sinir Cerrahisi
Medilife Bağcılar Hastanesi
    

Sayfamızı beğenerek güncel haber ve duyurularımızı, doktorlarımızın sağlık tavsiyelerini Facebook duvarımızdan kolaylıkla takip edebilirsiniz.