Meme Kanserinde Erken Tanı Çok Önemlidir..

04.05.2015


Kadınlarda en sık görülen kanser türü, meme kanseridir.Kadınlarda görülen kanserlerin %25 ini meme kanseri oluşturmakta ve kanserden ölüm nedenlerinin de başında gelmektedir. Eldeki veriler ülkemizde de meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser olduğunu göstermektedir.  Kadınlardaki meme kanserine yol açan risk faktörleri arasında, ailede birinci derecedeki yakınlarında meme kanseri bulunması , erken yaşta adet görmek  ve  ileri yaşta adetten kesilmek (geç menopoz) nedeniyle uzun süre östrojene maruz kalma, hiç doğum yapmama, 35 yaş sonrası ilk gebelik , aşırı kilo almak, menopozda kontrolsuz hormon kullanmak gibi hormonal faktörler sayılabilir. Genel_cerrahi_Dr_Yücel_Polat

Etki eden çevresel faktörler , hayatın ilk 30 yılında göğüs bölgesine  yapılan ışın tedavisi, hormon ilaçları kullanımı, alkol kullanımı, yağ içeriği yüksek gıdaların uzun süre tüketilmesi sayılabilir.   Birinci derecede akraba deyince anne, kız ve kızkardeş akla gelmelidir. Genetik meme kanserlerine yaklaşık %10-15 oranında rastlanmaktadır. 

Meme kanseri riskinin değerlendirilmesi gelecekte meme kanseri olma riski  yüksek olan sağlıklı kadınların belirlenmesi açısından önemlidir. Meme kanserinin erken tanınması, şifa şansını arttırmaktadır. Meme kanseri için tarama mammografisi çekilmesine 40 yaşından itibaren başlanmaktadır. Tarama mamografisinin amacı, meme kanserini erken evrede , tedavi şansı varken yakalamak olup , düzenli mamografi çektiren kişilerde, bu yöntem ile, daha memede kitle belirmeden önce kanser  tanısı konulabilmektedir.  Yüksek riskli hastalarda, mamografiye ek olarak meme ultrasonografisi ve magnetik rezonans (MR) ile görüntüleme önerilmektedir.Mammografi çekildiğinde, bazen “mikrokalsifikasyon” adı verilen minik kireçlenmekle odakları görülebilmektedir. 
Genel_cerrahi_Dr_Yücel_Polat

Bu odaklar, erken bir meme kanserinin habercisi olabilmekte ve bu odaklardan görüntüleme eşliğinde biyopsi alınabilmektedir. Biyopsiler, genellikle ultrasonografi eşliğinde alınmakla beraber, gelişmiş MR teknolojisi ile de, yalnız MR ile saptanan lezyonlardan da biyopsi alınabilmektedir.


Bazen de, elle muayenede fark edilemeyen bu küçük odaklar, telle veya radyoaktif madde ile işaretlenerek, cerrahi girişimle çıkartılmaktadır. Telle işaretlendiğinde birkaç saat içinde, radyoaktif madde ile işaretlendiğinde ise bir gün içinde cerrahi işlemin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Biyopsi sonucuna göre, kanser olduğu gözlenen lezyonlar, daha geniş olarak çıkartılmakta ve bu arada koltuk altı lenf bezleri de kontrol edilmektedir.


            Meme kanserinin temel tedavisi cerrahidir. Tercih edilen cerrahi şekli meme dokusunun tamamen çıkarıldığı mastektomi ameliyatıdır. Ancak, erken evre küçük tümörlerde meme koruyucu cerrahi yapılması da uygundur . Yapılan çalışmalar sonucunda meme koruyucu cerrahi sonuçlarının mastektomi ile benzer olduğu anlaşılmıştır. Bu yaklaşım özellikle batı ülkelerinde mastektomiye (memenin tamamının alınması) tercih edilmektedir. Sevindirici olarak ülkemizde de giderek daha çok uygulanmaktadır . Günümüzde, bazı özel durumlar dışında, erken yakalanan meme kanserlerinde memenin yalnızca sınırlı bir bölümü çıkartılmakta ve koltuk altına da eskisi kadar geniş bir girişim yapılmamakta, yani memenin tamamı alınmamaktadır.(Meme koruyucu cerrahi)..Bu amaçla, ‘’sentinel lenf nodu biyopsisi’’ denilen bir yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemde, memedeki kanserli bölgeye, özel bir mavi boya veya radyoaktif bir madde enjekte edilerek, bu boyanın veya radyoaktif maddenin koltuk altına yayılması ve boyadığı lenf bezlerinin (sentinel lenf nodu) çıkartılarak incelenmesi esastır. Aynı anda ameliyat ortamında bulunan patolog tarafından incelenen materyalde kanser hücresine rastlanmazsa, koltuk altına ek girişim yapılmasına gerek kalmamaktadır. Böylece, gereksiz ekstra bir cerrahi girişime gerek kalmamaktadır.. Ancak, kanser hücrelerinin lenf bezlerine geçtiği saptanan olgularda,  koltuk altı  lenf bezlerinin tümünün temizlenmesi, yani aksillar küraj yapılması gerekmektedir.



        Cerrahi sonrası gerekiyorsa tamamlayıcı olarak kemoterapi veya hormonoterapiler tıbbi onkologlar tarafından yapılır. Bazı durumlarda radyoterapi de uygulanması gerekebilir. Tedavi kararı verirken tümörün büyüklüğü, koltuk altı lenf bezlerine yayılım olup olmaması, tümörün hormon bağımlılık durumu, Her2 (c-erb-B2) adı verilen kanser geninin varlığı gibi faktörler göz önüne alınır. Tümörün büyük olduğu durumlarda tedaviye önce kemoterapi ile başlanıp tümörün küçültülüp cerrahiye uygun hale getirilmesi gerekebilir.(neoadjuvan tedavi) Bu tedavilere doktorunuz karar verip sizi yönlendirecektir. 
  Genel_cerrahi_Dr_Yücel_Polat




Sayfamızı beğenerek güncel haber ve duyurularımızı, doktorlarımızın sağlık tavsiyelerini Facebook duvarımızdan kolaylıkla takip edebilirsiniz.